GÜLMİSAL GÜRSOY
SEYRAN - 18. BÖLÜM     (Tanıtım- Müzik Dosyası)        

SEYRAN

(Ken’an Rifâî Dîvânı’ndan Seçmelerle Baş Başa)

Artık Kitapçılarda ve İnternet Ortamında Satışta...

 

SEYRAN 18. BÖLÜMDEN KÜÇÜK BİR KESİT:


“Çocuğum, iyi olan, doğru olan budur. Şöyle yap ama böyle yapma! Bunu sev! Bunu sevmen senin için hayırlıdır fakat şunu sevme. Şu kitapları, şu yazarları oku ama şunları okuma, kitaplarını dahi gördüğünde yüzünü çevir hatta sözüm
ona o eser müsveddelerine tükür geç. Şüphesiz ki üstünsün, seçkinsin. Çalış ve çalış, arkadaşlarından üstün olduğunu herkese göster. Sen, seçkin bir topluluğa üyesin. Yarın öbür gün seçkin bir yetişkin olarak hayatını sürdüreceksin. Güçlü ol, kuvvetli ol. Dostluklarına dikkat et. Sana bir şey katmayanı, seni aşağılara çekeni yanından defet. Ben tecrübe sahibiyim, hiç senin kötülüğünü ister miyim? Senin sevmeni, bağlanmanı uygun bulduğum kişilere öyle bir yapış ki güç oluştur, oluşan o güç halkasıyla yüksel ve yüksel. Emin ol böyle yaptığında mutlu olacaksın. Aldığın her nefeste bana teşekkür edeceksin. Allah, seni sevecek, bağrına basacak, “İşte benim kendisinden memnun olduğum kulumdur.” diyecek.”
Çocuk isyanda, çocuk feryatta, aile ise çocuk hayatında doğru adımlar atabilsin diye amansız ve muhtemelen de samimiyetle bir gayrette… Fakat yıllar sonra ortaya çıkan sonuç, bütün iyi niyetlere rağmen insanlık adına fiyasko… Dünün çocuğu, hemen her konuda gelgitler yaşayan, çoğu zaman da eğitimli ama birey olmayı başaramamış, bir yarış atından farksız, üstelik menfaatperest, sosyal ilişkilerinde de menfaatten öte bir boyutu tanımıyor. O hep mutsuz hep sömürülen olduğunu düşünüp kendine yanmakla da meşgul. İyi de çocuğa telkin edilenler bu sonucu doğurmuyor mu sizce? Çocuğuna rehberlik etmek isteyen ebeveyn ne kadar da samimi kendince, neden acaba fiyaskodur sonuç? Acaba nasıl yaklaşmalı çocuğa, üstelik Allah lafzı da geçmekte iken o sözlerinin içinde nerede yanlışlık var ki durum böyle?
Dilerseniz Ken’an Rifâî Hazretleri’ne kulak verelim, O’nun, aşağıdaki şiiri
vesilesiyle Peygamber aşkıyla bir kez daha buluşalım. Hazret’in o sevda yüklü
mısralarıyla coşalım ancak bir yandan da soralım; Peygamber sevdasıyla yaşamak, böylesi bir ebeveynin tutumunu anlatmıyorsa neyi anlatıyor? Peygamber‘e duyulan aşk yankılanırken acaba satır aralarına gizlenmiş önemli bir kıstas mı kendini açık ediyor? İyi de o kıstas ne olabilir dersiniz?

 

...

Günümüzden bir bakışla tasavvufî açıdan incelenen şiir, ilahî formuyla Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçısı Sayın AYŞE ERDAL tarafından seslendiriliyor.

 

Sayfa Başı