GÜLMİSAL GÜRSOY
SEYRAN - 5. BÖLÜM  (Tanıtım- Müzik Dosyası)
                                                                                                                                                                          

SEYRAN

(Ken’an Rifâî Dîvânı’ndan Seçmelerle Baş Başa)

Artık Kitapçılarda ve İnternet Ortamında Satışta...

 

SEYRAN 5. BÖLÜMDEN KÜÇÜK BİR KESİT:

... Atlıların ayak sesleri duyuldu. Kafdağı’na uzanan yolda, bir toz bulutu. Atlıların ayak sesleri duyuldu. Onlar, gönül denilen bir memleketi, Kafdağı’nın ardında arayıp durdu. Yok, yok, yok… Oysa ataları söylemişti; gönül, orada bir yerlere gizlenerek, kurtarılmayı beklemekteydi. Fakat gönül, bekledikçe yıkılmış-tı, virandı, perişandı. Kim onu, bu çoraklıkla, bu kuraklıkla, bu perişanlıkla, nere-den tanıyacaktı! Atlılar, gönül diyarından bin kere de geçse, ne gönülde “Ben buradayım!” diyecek hâl vardı, ne de atlılarda onu görebilecek göz…
Atlılar, dörtnala dağlar ve dağlar aştılar. Yorulup, kan ter içinde “Bir yudum aşk” diye diye aşk deryasının başına vardılar. Bir yudum, bir yudum derken atlılar, aşka bulandıkça bulandılar, damarlarında şahlanan aşk ile gönül diyarını aramaya koyuldular. Daha önce de defalarca geçtikleri o tepenin başına bu sefer onlar, aşk ile vardılar. Aşk ile onlar, etraflarına baktılar. Bir de ne görsün atlılar! Burada bir kımıldanış var. “Ben buradayım.” diyen cılız bir ses var. İyi ama burası, gönül diyarı olamayacak kadar perişan bir diyar. Viran, yıkılmış, toza, kire, batağa saplanmış bir diyar. Atlılar, şaşkınlık içinde, adına gönül demeye bin şahit isteyen bu diyara atlarını sürdüler. Onlar gönle yaklaştıkça, üzerlerinden süzülen aşk ile gönül diyarını, damla damla beslediler. Gönül aşk ile beslendikçe beslendi, güçlendikçe güçlendi, üzerindeki tozu, kiri atmaya başladı. Önce dallar yeşerdi sonra kuşlar nağmeleriyle ortalığı inletti. Sonra, sular çağladı. Her yerden bir güzellik âleme taştı. Gönül, gönül adını kuşandıkça kuşandı. Aşk, gönle düştü mü, Kafdağı’na uzanan yol bile gül bahçesine dönmüştü. Atlılar, ne kadar aşk ile gönlü kuşatmışsa, besleyip yeşertmişse, o gönül de o kadar, güzelliğini onlara açtı. Etrafı ise bir gül kokusu artık kaplamıştı…
Sonra ne mi oldu? Bilmiyorum. Ken’an Rifâî Hazretleri’nin aşağıdaki şiirine bakılırsa, aşka bulandıkça öyle bir hâl ortaya çıkıyor ki; hem gönül, gizemini aç-tıkça açıyor, hem de bu gizeme tutunarak idrak ufuklarının birinden bir diğerine uzanan bir seyran yaşanıyor. Kulak verelim Ken’an Rifâî’ye, bakalım O, aşkı, bu aşk ile âdeta sarhoş olmuş gönlü anlatırken bize hangi ufukları işaret ediyor, hangi tasavvufî öğretiyle bizi buluşturuyor? Aşk, aşk derken bizi nasıl bir gerçek

...

Günümüzden bir bakışla tasavvufî açıdan incelenen şiir, ilahî formuyla Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Sanatçısı Sayın AYŞE ERDAL tarafından seslendiriliyor.

 

Sayfa Başı